Yükseklik : 5137 m
Konumu : Ağrı şehir merkezinin 80 km doğusunda, Doğubayazıt'ın kuzeyinde yer alır.

    Ağrı dağı uzun yıllar kapalı kalmasının ardından, dağın turizme açılması ile birlikte tekrar Türk ve Dünya dağcılarının gözdesi haline gelmiştir. Ağrı Dağı ancak özel izinle çıkılabilen bir dağdır. Bu izin prosedürü 2 ay sürmektedir.
    Ağrı Dağı herhangi bir sağlık problemi olmayan herkesin yapabileceği bir kapasiteye sahip olmasına rağmen, iyi aklimatize olunması gereken bir dağdır. Bu yüzden 3200m kampında iki gece konaklayıp, 1. günümüzü 4200m ye aklimatizasyon çıkışı olarak değerlendireceğiz.
    Ağrı Dağı volkanik bir dağdır dolayısı ile diğer sıradağlar gibi vadileri, ormanları, akarsuları olan bir dağ değildir. Huni biçiminde olup tepesine doğru dikleşen bir dağdır. Dağdaki su ihtiyacımızı ise tamamen eriyen kar sularından temin ediyoruz. Bu suları ishale karşı dezenfekte ve filtre ediyoruz.
    Tırmanış tamamen yürüyüş düzeninde yapılmaktadır. Yani uçurumlar, dik kayalıklar gibi fiziksel olarak ayaklarınızı yerden kesecek etaplar yoktur. Tırmanışın son 300m si buzul olduğundan dolayı riskleri minimuma indirmek için sabit istasyon kurulabilir.
    Ağrı Dağı’nın zorluğu yükseldikçe oksijenin azalması ve kaslarınıza yeterli oksijenin gitmemesinden dolayı bir zorluğu içermektedir. Bunun dışında sizi fiziksel olarak zorlayan bir unsur yoktur.
    Hava sıcaklığı 3200m de kolay kolay sıfırın altına düşmez. Fakat 4200m de sıfırın altına düşebilir. Zirvede ise mutlaka sıfırın altındadır. Buradaki soğuğu bize hissettiren rüzgardır. Hava sıcaklığı sıfırın altında olmasa bile sert bir rüzgar hava sıcaklığını -10 gibi hissetmemizi sağlayabilir.

Yanınızda bulunması gereken eşya ve ekipmanlar :
    Küçük sırt çantası; yürüyüş esnasında fener, polar, mont, matara, krem, eldiven gibi sık kullanacağınız malzemeleriniz koyacağınız en az 40lt kapasiteli sırt çantası.
Yürüyüş ayakkabısı; zirve günü öncesi ve sonrasında bileklerinizi saran sert tabanlı ayakkabıları tercih etmelisiniz. Bunlar en az Cat marka botlar seviyesinde olmalıdır. Önerilen su geçirmez özelliğe sahip trekking amaçlı botlardır.
    Tırmanış ayakkabısı; Bu ayakkabılarımızı zirve günü kullanıyoruz. Bunlar mutlaka otomatik veya yarı otomatik krampon takılabilir özellikte olmalıdır. Yani burun veya en azından topuk kısmında krampon için çentik yuvalarının olduğu sert vibram tabanlı yüksek boyunlu ayakkabılardır.
    Yağmurluk; Genelde panço denen sırt çantanızla aynı anda giyebileceğiniz, bol ve ayaklarınıza kadar sizi koruyan özel amaçlı yağmurluklardır.
    Alt üst giysi:
    Baş: Başınızda mutlaka bir bere olması gerekmektedir. Tüm boynunuzu ve yüzünüzü kapatan balaklavalar idealdir. Ayrıca sizi kar ve güneşten koruyacak güneş gözlüğü (kayak gözlüğü idealdir), yüz ve dudaklarınız koruyacak kremler.
    Göğüs: Gore-tex veya muadili rüzgar ve yağmur geçirmeyen bir ceket (kayak ceketi idealdir) bu tırmanış için önemli bir giysidir. Bu ceketinizin altına yine rüzgara dayanıklı polar, onun altına uzun kollu yün atlet ve onun altına mümkünse ter tutmayan özel polypropilen iç giysiler.
    Alt: Gore-tex veya muadili yağmur ve rüzgar geçirmeyen pantolon (kayak pantolonu idealdir) ve altına yünlü iç donu ;) , tayt, polar pantolon veya polypropilen özel altlıklar olabilir.
    Ayak: Bol miktarda yünlü veya özel trekking çorapları.
    Matara: en az 1 lt lik su kabınız. Mümkünse termos özelliğine sahip ve sıcak su saklayabilecek mataralar.
    Fener: Çok büyük olmayan fakat yeterli ışık kaynağı olan yedek pilleri ve ampulü ile birlikte bir fener. Bunun kafa lambası şeklinde olanları idealdir.
    Karabina: Kişisel bir malzeme olduğundan 1 adet kilitli karabina.
    Cep Telefonu: Ağrı dağı’nın tamamı kapsama alanı içindedir. Bu yüzden mutlaka cep telefonunuzu şarjlı halde yanınızda bulundurun.
    İlkyardım: Her ihtimale karşı kendinize küçük bir ilkyardım çantası hazırlayın ve sürekli kullandığınız ilaçları bulundurun.

Gezi Hakkında :
Bu gezi bir yüksek irtifa expedisyonudur. Yani tek amaç Ağrı Dağı zirvesine çıkmaktır. Diğer turlarımız gibi pek dinlence amacı içermemektedir. Dağın zorluğundan dolayı sizi fiziksel olarak da biraz zorlayacaktır. Bu yüzden kondisyonlu olmanızı öneririz. Tabi bu çıkışımızın başarıya ulaşması tamamen o tarihteki hava koşullarına ve sizin sağlık durumunuza bağlıdır. Biz bu turdaki riskleri minimuma indiriyoruz. Gerekli tüm güvenlik tedbirlerini alıyoruz. Ayrıca size her türlü teknik ekipmanı ücretsiz olarak sağlıyor ve dağdaki tüm yemek ihtiyaçlarınız dağ mönüsüne uygun olarak veriyoruz.

Yöre Bilgisi :
Ağrı dağı Ermenistan sınırına 16 km mesafededir. İran'da Koh-i Nuh, Ermenistan'da Marsis, Avrupa'da Ararat olarak bilinen Ağrı en son 10.000 yıl önce patladığı tahmin edilen ağrı artık sönmüş bir volkandır. Dağın 4200m den sonrası buzulla kaplıdır.

5137 metre yüksekliği ile Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı’nın Güneydoğusunda 3896m lik zirvesiyle Küçük Ağrı yer alır. Büyük ve Küçük Ağrı 1188’km2 bir alanı kaplıyor. Eski bir volkanik dağ olan Ağrı tarih boyunca efsanelere konu olagelmiş. Kutsal kitaplar ondan söz etmiş, kutsal sayılmış.

Bir çok araştırmacı yada meraklı Nuh’un Gemisi’ni yıllardır arayıp duruyor. Kimisi resimlerini bile çektiğini iddia etti. Bu resimler yayınlandı, gemi midir değil midir, tartışıldı. Tufanda her türden birer çift canlıyı alarak gemiye binen Nuh Peygamber’in gemisinin karaya oturduğu yerin Ağrı Dağı olduğuna inanılıyor. Kutsal kitaplar da böyle yazıyor. Hz. Adem ile Havva’nın yaşadığı Irem Bahçelerinin de dağın kuzeyindeki Aras Vadisi’nde olduğu söyleniyor.

Bölgede hava durumu :
Ağrı bölgesi genelde karasal iklime sahip olmasına karşın Ağrı Dağı genelde hava tahminlerini yanıltan bir iklime sahiptir. Çünkü dağ kendi havasını yaratır. Yani Doğubeyazıt’ta güneş varken Ağrı dağı’nda tipi fırtınası olabilir. Rüzgar olması hava sıcaklığını olduğundan daha düşük hissetmenize neden olabilir. Bu yüzden soğuk ve kötü hava koşullarına göre tedbirli olmalısınız. Genelde en iyi çıkış mevsimi temmuz sonu ve ağustos ayıdır.

Su İhtiyacı :
Ağrı dağı su kaynakları açısından verimli bir dağ değildir. Bu yüzden sadece eriyen kar sularının oluşturduğu ve genelde geceleri donan sulardan faydalanıyoruz. Pek temiz bir su olmamasından dolayı filtre ve dezenfektasyon işlemlerinden geçiriyoruz. Aksi halde ishal olma ve çıkışı gerçekleştirememe ihtimali bulunmaktadır.

Banyo ve tuvalet ihtiyacı :
Dağda iken banyo imkanı bulunmamaktadır. Ancak yüzeysel temizlik ihtiyaçlarımızı kaynak sularından karşılayabiliyoruz. Tuvalet ihtiyacımızı dağ koşullarında gideriyoruz.

TIRMANIŞ PROGRAMI

1. Gün
Doğubayazıt'ta buluşma noktası Sim-Er oteldir. Bölgeye uçak ile gelenler Van’dan her saat başı kalkan dolmuşlar ile Doğubayazıt’a gelip oradan Sim-Er Otel’e taksi ile geçebilir. Otobüsle gelenler ise yine taksi ile Sim-Er otel’e gidebilir. Otel şehir merkezinden 2 km dışarıda İran yolu üzerindedir. Doğubayazıt'ta gezilebilecek yerlerin en başında İshak Paşa Sarayı geliyor. İshak Paşa Sarayı, saraydan öte bir külliyedir. İstanbul Topkapı Sarayı'ndan sonra son devirde yapılmış sarayların en ünlüsüdür. Doğubayazıt ilçesi'nin 5 km. doğusunda, bir dağın yamacındaki tepe üzerine kurulan Saray, Osmanlı İmparatorluğu'nun Lale Devrindeki son büyük anıt yapısıdır. 18. yy. Osmanlı mimarisinin en belirgin ve seçkin örneklerinden olduğu kadar, sanat tarihi yönünden de değeri büyüktür.

2. Gün
Kahvaltıdan hemen sonra otelde ayrılıp 2800m yükseklikteki Eli Köyü’ne çıkılıyor. Eli köyü ulaşımı kamyon kasasında yapılabiliyor çünkü yol aşırı bozuk, başka bir araçla çıkmak imkansız. Bu yolculuk biraz tozlu olabilir. Eli köyüne vardıktan sonra kamp ekipmanlarınızı, sırt çantalarınızı isterseniz katırlara yüklüyorsunuz ya da bizim yaptığımız gibi katır moduna geçip neyiniz varsa siz taşıyorsunuz canınız çıkıyor. 2800m den 3200m kamp alanına kadar olan alanı hafif bir eğimde yürüyerek çıkıyoruz, bizden tavsiye yolu kısaltacağım diye patikadan sapmayın. Bu yürüyüş, eğer yüklerinizi katırlara yüklerseniz, yaklaşık 5 saat sürmektedir, aksi durumda 8-9 saat sürebiliyor. Yol boyunca çadır evlerden oluşan birkaç yayladan geçiliyor. Yol üzerinde yayla çocuklarına rastlayacaksınız, bazıları size su ve ayran satmaya çalışacak, sattıkları ayranın sağlığa faydası mı var zararı mı bilemem ama benim içtiğim bayağı lezzetliydi, belirtmekte yarar var bir bardak ayranın 2004 yazındaki fiyatı 250 bin TL ( bugünkü parayla 25 Ykr ) idi, bardaklar pek hijyenik değil ;) 3200m kamp alanına vardıktan sonra çadırlar kuruluyor, eğer haliniz varsa yemek yiyorsunuz. Yemekten sonrası dinlenme vakti. 3200m kamp alanı belki de dağda yeşil çimenleri olan tek yer. Sabah ve akşam saatlerinde kamp alanında su bulunuyor.

3. Gün
Biraz daha dinç bir şekilde uyandıktan kahvaltımızı yapıp hazırlıklarımız tamamlıyor, kamp malzemelerimizi katırlara yüklüyor ve 4200m için yola koyuluyoruz. Bugünkü çıkışımız aklimatizasyon amaçlı. Yani yüksek irtifaya alışmak için 4200m ye çıkıp sonra tekrar 3200m ye döneceğiz. Az belirgin bir patikadan ve çoğunlukla taşlık ve kayalık bir yoldan çıkıyoruz 4200m ye. Önceki güne göre daha dik ve daha yorucu bir çıkış ama o kadar uzun sürmüyor yaklaşık 3 saatte çıkılıp ve 2 saatte dönülüyor. Öğle yemeğimizi aparatif olarak 4200m de yiyeceğiz. Akşam yemeği yine 3200m de.

4. Gün
Kahvaltının ardından kampımızı toplayıp son kamp alanımız olan 4200m için yola çıkıyoruz. Yine dünkü patikadan çıkıyoruz. 4200m kamp alanı çadır kurmak için oldukça kısıtlı bir alana sahip. Genelde taşların temizlenmesi veya düzeltilmesi sonucu açılmış alanlara kamp kurabiliyoruz. Eğer biraz şanslı isek ve alan fazla kalabalık değilse güzel bir yerde kamp kurabiliriz. Öğle yemeğinin ardından günü dinlenerek ve kendimiz yarınki önemli çıkışa psikolojik olarak hazırlayarak geçiriyoruz :) 4200m manzara açısından oldukça iyi bir yerde, aynı zamanda hem İran’ı, hem Doğubayazıt’ı, hem Küçük Ağrı’yı hem de zirveyi görebiliyorsunuz. Bu yükseklik bazılarınızda başağrısı yapabilir. Yarınki zorlu çıkış öncesi akşam yemeklerimizi yiyip erkenden yatıyoruz. Burada bazen sıcaklık sıfırın altına düşebilir. Bazılarımız için zor bir gece olabilir. Hem bu irtifada uyumak hem soğuk oldukça zor.

5. Gün
Zirve günü. Gün ağarmadan kalkıp hazırlıklarımızı en kısa sürede tamamlıyoruz. Güneş doğmadan yola çıkıyoruz. Oldukça yavaş bir tempoda yürüyoruz çünkü zirve yolu oldukça dik ve oksijen azlığı kendini hissettirmeye başlıyor. Çıkış sırasında muhteşem bir manzara bize eşlik edecek (eğer hava güneşliyse tabi) Ağrı dağı’nın gölgesini tüm ovada, ayaklarınızın altında görebilirsiniz. Gölgesini gördüğünüz dağa çıktığınızı bilmek sizi heyecanlandıracak. 4900m civarında buzula gireceğiz. Genelde gece yağan taze kar buz üzerinde yürümemizi kolaylaştırıyor fakat bazı noktalarda cam buz şeklini alabiliyor. Buzula girdikten bir müddet sonra buz platoda yürüyoruz. Artık zirve az ilerde. Heyecanlanmaya başlıyorsunuz. Son yokuşu çıkarken bu heyecan doruk noktasına ulaşıyor. Ve zirvedesiniz. Anadolu ve Avrupa’nın en yüksek dağı 5137m. Genelde rüzgarlı olduğu için fazla kalamıyoruz zirvede hemen dönüş hazırlıklarına geçiyoruz.Saatler süren çıkış yolunu dönüşte nasıl indiğinizi hatırlamayacaksınız bile. Gerçi kamp alanına vardığınızda ne kadar bitkin olduğunuzu anlayacaksınız. Akşam yemeğimizi yiyip hemen yatıyoruz.

6. Gün
Dönüş günü. Kahvaltının ardından kampımızı toplayıp sırasıyla 3200 ve sonrada 2800 m ye iniyoruz. Kamp malzemelerini katırlara yükledikten sonra inişe geçiyoruz, öğle yemeğimizi yürüyüş esnasında kumanya şeklinde alacağız. Yaklaşık 5 saat sürecek olan inişten sonra 2800m deyiz. Şansınız varsa orda bir araca rastlarsınız ve otele dönersiniz. En son işimiz temizlenip paklanmak, ki bu öyle sandığınız kadar kolay olmayacak ;)

7. Gün
Büyük ihtimalle memleketinizdesiniz. Yakınlarınıza Ağrı dağına gittiğinizden bahsedersiniz, onlarda size zirveye çıkmadınızya derler :)