Aktivite Sırasında Karşılaşılan Bazı Rahatsızlıklar :
Pulmoner Ödem : 3000 m. nin üzerinde nadir görülür. vücut daha
fazla oksijen kullanabilmek için daha fazla kan pompalar ve dağcı da dinlenmez ve daha
yükseğe tırmanmaya kalkışırsa sorunlar başlar. Genellikle 2 ile 4. günler arasında
başlar. Uykusuzluk ödemi arttırır. Kısa ve sık soluma, öksürük, kırmızı köpüklü
balgam görülür. 21 yaşın altındakilerde daha sık rastlanır. Tedavisi istirahat,
oksijen uygulaması ve idrar söktürücülerdir.
Retinal Kanama : 5500 m. üzerinde retinada kanama ve görme keskinliğinde
azalmaya yol açar. Kanama odakları dinlenme olmaksızın birkaç haftada iyileşir. Kar
körlüğü ise ultraviyole ışığın göz yüzeyini yakmasıyla oluşur. Başlangıçta
şikayet olmaz. 6-12 saat içinde kızarır ve ağrı yapar 2-3 gün içinde körlük oluşur.
Tedavide soğuk kompres uygulanır ve gözler kapatılır.
Dezortasyon : Alphin stilinde tırmanışlar mental ve fiziksel bozukluklara yol
açar. Oksijen eksikliği, susuzluk, yetersiz beslenme ve soğuk nedenleri arasındarır.
Tedavisi alçak yerlerde istirahat, uyku sırasında oksijen verilmesi ve düzenli
beslenmedir. Amaç günde 2 litre idrar çıkarmak olmalıdır.
Hipotermia (Isı kaybı ve donma) : Özellikle oksijen eksikliği
(hipoksi) de eklenirse pek çok probleme yol açar. Başlangıçta kulakla, burun, el ve
ayak parmakları gibi bölgelerde yüzeysel donma belirtileri vardır. Deri soluk ve
duyarsız hale gelir. Daha fazla ısı kaybı olursa vücudun en çok ısı kaybeden bölgelerine
kan akımı durur. Yükseğe çıkıldıkça kanın Viskozitesi de arttığından soluma işlemi
hızlanır ve süratle donma gerçekleşir. Dokular gri-beyaz renk alır. Ağrıya duyarsızdır
fakat parmakları oynatabilir. Hasta daha fazla efor harcamadan kampa indirilmeli, sıvı
dengesi ve vücut ısısı normale döndürülmeli. Donan kısımlar 40 derecedeki suya
sokulur. Bunu yaparken kuvvetli ağrı kesiciler verilir. Vücut ısısı 28 C nin altına
düşerse
beyin, kalp, karaciğer, böbrek gibi hayati organlarda fonksiyor kaybı görülür. Pıhtılaşma
kalp ritminde bozukluk sonucu çok gelişebilir. 25 Cnin altında geri dönüşü olmayan
hasar görülür. Bu hastalar uyku tulumunda kendilerini ısıtamazlar. Tuluma birlikte
girilebilir, ısıtıcı tozlar ve sıcak sıvılar verilebilir.
Bening Akut Dağ Hastalığı : Çıkılan yüksekliğe sarf edilen efora ve kişinin
duyarlılığına bağlı olarak gelişir. Atlimatizsyon en önemli faktördür.
Aklimatize olmayanlarda hastalığa rastlanması çok yüksek ihtimaldir. Yaş küçüldükçe
hastalık ihtimali artar. Genelde kampta bekledikten 12-24 saat sonra kendini gösterir.
Baş ağrısı, hızlı nabız, bulantı, kusma, iştahsızlık ve uyku
bozuklukları akut dağ hastalığının belirtileridir. 4000 m. nin üstünde ise beyin
şişmesinden ötürü hafıza bozukluğu, unutkanlık, basit problemleri çözememe, görme
ve yürüme bozukluğu ve halisülasyon görülür. Baş ağrısı ilaçla geçmez ve nabız
100'ün üzerindedir. İdrar söktürücü kullanılması gerekir. Nabız düzelmiyorsa aşağı
indirilmesi gerekir. 15 dakika oksijen verilmesi en iyi ilaçtır. Uyuma tedaviye iyi
gelmez. Çünkü uykuda solunum yavaşlar ve kandaki oksijen azalır. Hastanın uyanık
tutulması, yürümesi ve derin soluması sağlanır
Malign Akut Dağ Hastalığı : Akut dağ hastalığının en ağır şeklidir.
Akciğer ve beyin şişmesi ve göz belirtileri gibi üç sendromu vardır.
Akciğer şişmesi; oksijen eksikliği akciğerlerin küçük damarlarını
sıkıştırır ve bu olayda organların şişmesine yol açar. İdrar söktürücü
kullanılmaz çünkü kalp yetmezliği söz konusu değildir. Başlıca sebep hızlı çıkıştır.
Belirtisini 1-4 gün içinde gösterir genç yaştakilerde risk daha fazladır. Nefes darlığı
hızlı soluma göğüste sıkışma duygusu, uyurken boğulma hissi, öksürük ve
dudakta morarmadır. Öksürük önce kuru sonra sulu daha sonra kanlı balgam şeklinde
olur. Aklimatizasyon şarttır. Hasta efor sarfetmemeli, tuz alımından kaçınmalı.
Oksijen tedavisi ve nefes darlığında morfin yapılması gerekir.
Beyin Şişmesi; Oksijen eksikliğinin beyinde yaptığı hasar şişme
şeklindedir.
Akut dağ hastalığına ilaveten şu belirtiler ortaya çıkar. Daimi
ve şiddetli baş ağrısı, saçmalama, hafıza kaybı, muhakeme noksanlığı, halüsülasyonlar,
yürürken yalpalama-düşme, el ve kol hareketlerinde koordinasyon bozukluğu. Oksijen
tedavisi ve sitaroid verilir.
Göz Belirtileri; Retine kanamaları, papilla ödemi ve körlük şeklinde
olabilir, hastanın aşağı indirilmesiyle genelde düzelir.
Uyku Bozukluğu: Yükseklerde genelde ilk günlerde uyku gelmez. Yüksek
irtifalarda uyku ilacı almaktan korkmayın hiçbir zararı yoktur. Dağda uykusuzluğun
giderilmesi şarttır.İyi aklamatizasyon, yeterli sıvı ve elektrolit alımında
uykusuzluk oluşmaz.
Gece apnesi : Çok yükseklerde meydana gelir. Uyurken nefes durmasıdır
ve dağcı boğulma hissiyle uyanır. Önlem çadırın havalandırılmasıdır.
İştahsızlık : Yüksek irtifada aklimatize olunsada gerektiği kadar
besin ve sıvı alınmaz. İştah daima gereken seviyenin altındadır. Yemeye özen gösterilmelidir.
Yemeklerin çeşitli besin maddesi, baharat içermesi ve kolay hazmedilir olması
gerekmektedir. Yağın kazanılması zor olduğundan tatlı yiyecekler yenmelidir. Dağda
mayhoş yiyeceklere karşı arzu artar. Sebebi kanın alkalen tarafa kayıp asit ihtiyacı
doğurmasıdır.
Susuzluk Duygusu : Yükseklere çıkıldıkça susuzluk duygusu azalır.
Bu nedenle susuzluk hissedilmesede bol bol sıvı alınmalıdır.
Yorgunluk : Aşırı çaba kanda ve kaslarda laktik asit birikmesine
neden olur. Laktik asit normalde enerji temini için kullanılır. Aşırı eforda laktik
asidin oluşma hızı yanma hızından fazla olduğu için kaslarda birikir ve yorgunluğu
sebep olur. Dinlenmekle fiziksel yorgunluk geçer.
Sindirim Kanalı: Kalın barsak iyi aklimatize olunduğunda daha faal
olur ve daha fazla tuvalete gitme ihtiyacı duyulur. Adeta laksatif ilaç görevi görür.
Hematolojik değişmeler : Yeteri kadar sıvı alımı olmadığında kanın
yapışkanlığı artar ve kalp krizine yol açar. Olay yorgunluğun artması şeklinde
ortaya çıkar.
Vücutta su tutulması : Yüksek İrtifada su ve sodyum tutma mekanizmasının
harekete geçtiği tespit etdilmiştir bunun sonucunda vücuttaki toplam sıvı miktarı
artar ve şişme baş gösterir. Fazla tuz alınımdan kaçınmak gerekir. Vücut ağırlığının
artması ile anlaşılır. Akut dağ hastalığına yol açan etkenler biridir. Bunun için
hastaların yüzü şiş olur.
Akciğer damarlarında hiper tansiyon ve kılcal damarlarda geçirgenliğin artması :
Akciğer atar damarlarında basınç normalin bir kaç katına çıkar. Sebep atar damarın
karşısında ve akciğer kapillerinde direncin yükselmesidir. İlaveten kanda bazı
maddelerin artmasıyla kılcal damarların geçirgenliği artar.
Sıvı ve elektrolit kaybı : Terleme ve solunum sıvı kaybının sebepleridir.
Hava çok kuru olduğu için sıvı kaybı normalin birkaç katını bulur. Soğuk ve rüzgar
bunu şiddetlendirir. Sıvı kaybı hak haçmini azaltacağı için tansiyon düşmesine
ve kanın yoğunlaşmasına yol açar.
Alkolazis oluşması : Kanın altalen tarafa kaymasıdır. Bunun klor potasyum ve
CO2 kaybı gibi üç sebebi vardır. İstirahatle üçüncü sebep ortadan kalkar.
Alkolazisi önlemek için gereği kadar tuz, potasyum ve mayhoş içeceklerin alınması
gerekir.
Kalp damar fonksiyonunda azalma : Yükseklerde kalp damar fonksiyonunda
bir azalma olduğu bildirilmiş ve durum oksijen azlığının kalp kasında depresyon
yapmasına bağlanmıştır. İstirahate rağmen tansiyonun normal değerinin altında
seyretmesi nabzın hızlanmasıyla birlikte olup akut dağ hastalığının çıkacağına
alemettir. Sabah çıkmadan önce bol kahve içilmesini tavsiye ederiz. Kafein kalbi
uyararak kasılma gücünü ve atış sayısını artırır.
Öksürük : İki sebebi vardır. Birinci sıklıkla görülen üst solunum
yollarının tahrişidir. Olay kuru ve soğuk havanın solunması ve rüzgarın ağıza
girmesi sonucu oluşur. İkinci sebep akciğer şişmesidir. İlk devresinde öksürük
kuru olup, tahriş öksürüğü şeklindedir. Hastalığın ileriki devresinde öksürük
le birlikte pembe balgam çıkar.
Larinjit ve anjin : Üst solunum yollarının kızarık şişliğine
larinjit ve bademciklerin iltihabi şişmesine anjin denilir. Lirinjitin belirtisi tahriş
öksürüğü ve ses kısıklığıdır. Önlemek çin maske kullanmak gerekebilir.
İnişten Sonraki Değişiklikler :
Vücut ağırlığı ve tansiyon : İyi bir aklimatisazyonla çıkış
yapınca zayıflama olmaz. Ağır çaba her ne kadar zayıflamaya yol açarsa da vücutta
su toplaması nedeniyle ağırlık aynı kalır. İnişten sonra organizma vücutta
tutulan suyu artmak üzere idrarı artıtır. Bunun sonucu olarak ağırlık ve tansiyon düşmeye
başlar. Ağırlık verme süresi yüksek irtifada kalma müddei ve kalınan yüksekliğin
derecesi ile orantılı olarak uzar veya kısalır.
İştah : Dağdan indikten sonra iştah çok artar. Çok yenilmesine rağmen
vücuttaki suyun atılması sebebiyle ağırlık yükselmez. Çok iyi aklimatize oldukları
için bol yiyip içenlerde bile iştahın artması yüksek irtifada en iyi şartlarda dahi
depoların doldurulamadığını gösterir.
Donuklar : Soğuk hareketsizlik ve hiportermiya sebepleridir. Birinci ve
ikinci derece dokuların tedavisini dağcı yapmalıdır. Zamamnında müdahale nekrozu önler
ve ekstremiteyi kurtarır. Tedavi için ayakkabılar ve sıkı çoraplar çıkartılır.
Hastaya bol sıcak sıvı verilir. Donan kısımlar kırk derece suyun içinde yirmi
dakika tutulur. Ne elle ne de kanla ovuşturulması gerekir. Zira
zedelenmiş damarlar zarar görür. Kırk derecenin üstünde ısıtma damar foksiyonunu
felç eder. Donuktan korunmak için geniş ayakkabı, bol sıcak sıvı, rüzgardan
korunma, hereket etemek gerekir.
Sıcak çarpması, kramplar : Uzun zaman sıcak ortamda kalınması
sonucu oluşan bir tükenme tablosudur. Sıvı elektrolit kaybının yol açtığı kan
hacmi azalması söz konusudur. Sebep terleme ile sodyum, klor ve potasyumun deri yolu ile
ve hızlı solunumla bol sıvı kaybetmesidir. Önlemek için bol bol tuz, potasyum ve
mayhoş sıvılar alınmalıdır. Sıcak ortamda klor ve potasyuma bağlı olarak asit
kaybına ve bu da kramplara sebebiyet verdiği için sıvıların mayhoş olması
gereklidir. Güneş çarpmasında baş ve beyne kan hücumu vardır. Baş dönmesi olur.
Şuur kaybolur ve aspirin ağrıyı geçirmez. Baş ve vücut soğuk suyla soğutulur. Vücut
sıcaklığı normale gelene kadar soğuk sıvılar verilir.
Güneş yanıkları : Kulaklarda burun ucunda, dudakta cok görülür. Kulaklar
başlıkla, burun ucu flasterle, dudakta ruj veya merhemlerle korunmalıdır.
Kalp krizi : Kalp atardamarlarının birinin spazm yapması yada tıkanması
ile oluşan tablodur. Göğsün solunda ve bazen sırtta yada karnın üst tarafında şiddetli
ağrı, terleme, bulantı ve kusma ile seyredir. Ağrı sol kola vurur. Dağdaki kalp
krizlerinin başlıca sebebi sıvı kaybı sonucu kan yoğunluğu ve yapışkanlığının
artmasıdır. Bol sıvı alınarak kanın sulandırılması gerekir.